Click here to read this mailing online.

Your email updates, powered by FeedBlitz

 
Here is a sample subscription for you. Click here to start your FREE subscription


"Savaş Şakar" - 5 new articles

  1. Proje Yöneticisinin Beden Dili
  2. Karınca Kolonilerine Öykünmek
  3. Başarı Öyküsü: %1’in Önemi
  4. Kendimize Sormamız Gerekenler
  5. İşten çıkartılanlar ne yapmalı?
  6. More Recent Articles
  7. Search Savaş Şakar
  8. Prior Mailing Archive

Proje Yöneticisinin Beden Dili

bodyHoşunuza gitsin ya da gitmesin, siz sustuğunuz zamanlarda vücudunuz konuşmaya devam eder. Bu yüzden bir Proje Yöneticisinin vücut dilini iyi kullanması şarttır.

  1. Dik durun. Kendinize duyduğunuz güveni gösterecek şekilde omuzlarınız geride ve dik durmalısınız.
  1. Ellerinizi ceplerinizden çıkarın. Ellerin cepte tutulması bazen bir şeylerin saklandığı izlenimi yaratabilir.
  1. Ellerinizi arkada birleştirrek durun. Bu sayede dik duruşunuzu ayarlama şansınız olur ve korkmadığınızı göstermiş olursunuz.
  1. Göz kontağı kurun. Konuştuğunuz insanlarla mutlaka göz kontağı kurun. Bu sizin yaptığınız konuşmaya olan ilginizi ve dikkatinizi gösterecektir.
  1. Oturduğunuz yerden dik kalkın. Eğer sabahın köründe bir toplantıda iseniz ve kendinizi yorgun hissediyorsanız sandalyenizden dik kalkarak yorgunluğunuzu gizleyebilirsiniz. Eğilerek ve yavaşça kalkmak ilgisizlik ve yorgunluk olarak yorumlanabilir.
  1. Konuştuğunuz insana yüzünüzü dönün. Bu yaptığınız konuşmaya dahil olduğunuzu(yani başka bir şeyle ilgilenmediğinizi) ve ilgilendiğinizi gösterecektir.
  1. İyi el sıkışın. Karşınızdakinin elini tam olarak kavrayarak ne çok sıkı ne çok yumuşak olmak üzere profesyonelliğinizi gösterecek şekilde el sıkışmalısınız.
  1. Her zaman gülümseyin. Bu sayede çevrenizde pozitif bir hava yaratabilirsiniz.
  1. En iyi şekilde görünmeye çalışın. Bir model gibi her gün yeni bir şey giyemez ya da çok şık olamazsınız ama her gün giydiklerinizin ütülü, temiz ve birbirine uyumlu olmasına dikkat edebilirsiniz. İlk görünüş ilk etki demektir ve çok önemlidir. Kendine bakan ve özen gösteren birisi istenilen birisidir.
  1. Güvenli yürüyün. Kafanız yukarıda ve kendinize güvenir bir şekilde yürüyün.
    

Karınca Kolonilerine Öykünmek

karica-isbirligiTemel çelişkimiz hem başarmak istememiz hem de bildiğimiz doğruları uygulamamamız. Bu konuda karınca kolonilerini örnek alan bir yaklaşımdan söz etmek istiyorum;

Bir şirkette üst yönetim, hedefleri ortak merkeze koyarken yönetimi ortak merkezden çıkarmalıdır. Karınca kolonilerinde genel müdür yoktur. Tüm koloni tek bir vücut gibi çalışr. Herkes kendi rolünü oynarken ortak paydada birleşirler. Hedefleri basittir yiyecek bul ve düşmanlarla savaş. Hedefler şirketlerde de basitleştirilebilir yeter ki “Az olan iyidir” anlaşılsın.

Bir karınca bir yiyecek(fırsat) bulduğunda bunu diğerlerine anında iletir ve herkes o yöne yönelir. Şirket içi iletişim kanallarının iyi olması ve çalışanlar arası iletişim kanallarının açık olması fırsatların ve tehditlerin anında görülebilmesini sağlar ama takan olursa.

Karıncalar farklı yönlere yeni fırsatlar bulmak için giderler. Şirketler çalışanlarına iovasyon, yeni fikir ve ürünler için fırsatlar tanıyabilirler. Yeni fikir ve ürünlerin test edilebilmesine alan ve zaman tanıyabilirler.

Karıncalar önlerindeki dönem için çalışırlar ve yaptıklarını güvene alırlar. Şirketler bugünü kurtarmak kadar geleceklerini kurtarmak içinde inovasyona ve elde ettikleri değerleri korumaya yeterli kaynak ve zamanı ayırabilirler.

    

Başarı Öyküsü: %1’in Önemi

bisiklet-ingiltereSir Dave Brailsford, 2002 yılında İngiliz Bisiklet takımının başına geldiği 2002 yılına kadar  ki 76 yıllık tarihinde sadece tek bir altın madalyaya sahipti. 2008 Beijing Olimpiyatlarında 10 altın madalyanın 7’sini aldılar. İngiltere’nin ilk profesyonel bisiklet takımı son Fransa yarışlarındaki 4 turun 3’ünü kazandı.

Sir Dave marjinal katkıların getireceği başarıyı ispatladı. Bisiklette başarılı olmak için gerekli bileşenleri belirleyip her birinde %1’lik bir artış sağlandığında ve bunda süreklilik sağlandığında başarının geldiğini gösterdi.

Sir Dave Brailsford Kaizen ve süreç geliştirme tekniklerinden çok etkilenmişti. Büyükten çok küçüğü düşünmeyi, sürekliliği sağlamayı, mükemmellikten çok ilerleme ve davmlılığı önceliği yaptı.

Rüzgar tünelinde aerodinamik çalıştılar. Tozun bisiklet mekaniğine etkisini incelediler. Zemini beyaza boyayarak kirliliğin etkisini ölçmeye çalıştılar. Hastalıklardan uzak durmak için sağlıkçı denetiminde el yıkamayı bile gözden geçirdiler. Örneğin prensip olarak rakiplerle el sıkışmıyorlardı. Beslenmelerini düzenlediler. Yatak ve yastıkları rahat uyku için geliştirdiler. Küçük alanlardaki gelişmelerle sürekli gelişimi hedeflediler.

3 prensiple çalıştılar; Strateji, İnsan Performansı (fizikselden çok davranışsal olarak en iyi performansın sağlanacağı ortamı yaratmak) ve Sürekli Gelişim

Kazanmak için neler yapmalıyız? Diye beyin fırtınaları yaptılar. Örneğin çıkış hızının ne olması gerektiği bile çalışıldı. Mevcut durum ile olması istenen belirlenerek yapılması gerekenler belirlendi. Her bir atletin performansını en üst seviyeye çıkarmak için gerekli hazırlık ihtiyaçları belirlendi. Nasıl bir idman ve beslenme düzenleri olacağı belirlendi ve bunların sürekliliğini sağlamanın önemi “yaşanılarak” öğrenildi. Yarışlar çok iyi izlendi ve performansın geliştirilmesi gereken noktalar ile başarı kriterleri netleştirildi.

Bu yaklaşım atletler içersinde kendilerini sürekli geliştirme hevesini bir salgın şeklinde yaygınlaştırdı. Özellikle herkes performansının düşük olduğu alanları daha iyi izlemeye başladı. Farkındalıklarını ve yakaladıkları fırsatları ekiple paylaşmaya başladılar. Marjinal kazanımların tek başına başarılı olamayacağı takımca sahiplenilmesi gerektiğini anladılar.

    

Kendimize Sormamız Gerekenler

 

kimimbenYetenek ve becerilerimi nasıl ve nerede kullanıyorum? Bu tercihlerimi neye dayanarak yapıyorum?

Hangi konularda tembellik ya da isteksizlik hissediyorum? Hangi konularda çok hırslıyım?

Hangi konularda bildik şeylerle ilerliyorum, hangi konularda orijinal ve değişik olmaya çalışıyorum?

Yaşamak için neler yapıyorum? Heyecan için neler yapıyorum?

Hangi konularda boynum bükük? Hangi konularda cesaretliyim?

Yanlış olduğunu bildiğim bir konuda ya da doğru olduğuna inandığım bir konuda nasıl davranıyorum?

İstemediğim bir durumda ya da çok hoşuma giden bir durumda nasıl davranıyorum?

Hangi konuları risk almaya değer buluyorum?

Nerede ısrar nerede pes etmem gerektiğini biliyor muyum?

Ne zaman alaycı oluyorum, küçümsüyorum, görmezden geliyorum, yapıcı oluyorum?

Kimleri ve neleri önemsiyorum? Önemsemenin anlamı benim için nedir?

    

İşten çıkartılanlar ne yapmalı?

is-aramaGene bana çok fazla CV gelmeye başladı. Yıl sonu firmalar gerek stratejik gerekse farklı sebeplerle işten çıkarmaya başlıyorlar. İşten çıkarılanların bu noktadan sonrasını iyi yönetmeleri gerekiyor. Bir kaç önerim olacak;

Öncelikle firma sizi işten çıkarıyorsa temel olarak “Sana ihtiyacım yok ve işleri sen olmadan da yürütebilirim” diye düşünüyordur. Bu düşünce size çok hoş gelmese de hayatınıza devam etmeniz gerekliliğini değiştirmeyecektir.

Öncelikle hemen iş aramaya başlamayacaksınız. Bir ara vereceksiniz. Bir tatil, evde dinlenme, sevdiğiniz şeyler(yürüyüş, müzik dinleme vb.) ile kendinizi toparlayıp,  duygu, düşüce ve beklentilerinizi netleştirmeniz gerekiyor.

Sonra finansal bir değerlendirme yapmanız lazım. Bu sizin stresinizi ve önününüzdeki dönemde nasıl hareket edeceğinizi belirleyecek. Gerçekçi olun, aç gözlü olmayın.

Oturarak iş bulamazsınız, size destek vereceğinizi düşündüğünüz insanlarla yüz yüze görüşün ama ayağınıza çağırmayın. Yazışın demiyorum özellikle. Onların farklı bakış açılarını, düşüncelerini “dinleyin” ve dikkate alın. Gerekirse not tutun. İş arama veya bulma konusunda uzman olmadığınızı unutmayın. Farklı fırsatların artı ve eksilerini büyük resmi görerek değerlendirmeye çalışın. İş ararken iş kuran örnekleri çok fazla var.

Kariyer sitelerine veya çalışmak istediğiniz firmaların İK epostalarına CV’nizi gönderin. Ancak binlerce başvurunuzdan bir kaçının değerlendirileceğini ya da İK Birimlerinin günde yüzlerce CV alıp değerlendirmeye çalıştıklarını unutmayın. CV’nize kapak sayfası koymayı ve hangi konularda çalışmak istediğinizi belirtmeyi unutmayın. Bir CV’ye bakarak nerede çalıştırsam diye firmaları düşündürtmektense hangi konularda başarılı ve çalışmak istiyor bilgisi daha önemlidir.

Ne yapabileceğiniz değil ne başarabileceğiniz önemlidir. Neleri başarabileceğiniz konusunda güçlü taraflarınızı anlamaya ve bulmaya çalışın ama kendinizi kandırmayın.

İstediğiniz ünvan ve konuda işe girememeniz firmanın suçu değildir, firmalar ihtiyaçları doğrultusunda en iyi ve ucuz eleman peşindedirler. Siz kabul edilebilir iş sınırlarınızı(pozisyon, sorumluluk, coğrafya vb.) gözden geçirin.

Alışkanlıklarınızı gözden geçirin. Tam zamanlı çalışmak zorunda değilsiniz, iş masa başı olmayabilir vb. Pozitif olun ama ne iş olursa yaparım şeklinde yaklaşmayın.

    

More Recent Articles


You Might Like

Click here to safely unsubscribe from "Savaş Şakar."
Click here to view mailing archives, here to change your preferences, or here to subscribePrivacy